'Marka ve patent vekilleri reel sektör için istihbarat aracı niteliğinde'

Marka ve patent vekilleri marka başvurusu öncesinde yapılan kritik, ön araştırma, başvuru, bülten takibi gibi markaya itiraz gibi konularda başvuru sahibine önemli katkılar sağlıyor. Faaliyetlerine yeni başlayan bir firmanın ticari olarak kayıt altına alınması için bağlı olduğu bölgedeki ticaret odasına kayıt yaptırması gerekiyor. Başvurusu yapılan firmanın ticari unvanın müracaatı gerçekleştirilmeden önce marka veya isim hakkına ilişkin araştırma yapılması gerektiğini ifade eden Adres Patent Genel Müdürü Cumhur Akbulut, “Ticari unvan başvurusu öncesinde yapılacak olan marka tescil ön araştırmasıbenzer veya taklit markalarla karşılaşma ihtimalinizi minimum düzeye indirken, bu alanda kendinizi de taklit markalara karşı korumuş olursunuz. Bu noktada marka ve patent vekilleri size önemli avantajlar sağlar. Özellikle bu yönüyle vekiller, firmalar açısından birer istihbarat aracı konumdadır” dedi.

Başvuru sahiplerinin kendi iradeleriyle de marka veya geliştirdikleri ürünle ilgili patent başvurularını yapabileceklerini belirten Akbulut, “Ancak burada başvuru sahibi yaşayacağı bir sorun veya itiraz karşısında hem zaman hem de maliyet açısından önemli kayıplarla karşılaşabilir. Marka vekilleri başvuru sahibinin karşılaşacağı riskleri minimum düzeye indirir ve onlara alternatif çözümler sunar” değerlendirmesinde bulundu.

“Marka araştırmasının olmadığı yerde riskler de başlar”
Tekstilden gıdaya kadar birçok firmanın ticari unvana konu olan ismi marka unvanı olarak algıladığını dile getiren Akbulut, ”Firma bu unvanı kullanmaya başlayınca ve markasını korumak adına da herhangi bir marka vekiliyle çalışmadıkça kendisi için de riskler başlıyor. Tescilsiz bir markaya yatırım yapıyor. Bu bağlamda firmanın kullanmış olduğu unvan belki de başkası adına kullanılan tescilli bir marka da olabilir. Sektörde bu tarz örneklerle sıkça karşılaşıyoruz. Bunun önüne geçmek adına firmaların patent ve marka bürolarından hizmet alması onlar açısından daha faydalı olacaktır” ifadelerini kullandı. Buna ilave fikri sınai ve mülkiyet hakları konusunda terminoloji anlamında firmaların ve kurumların bilgilendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Akbulut, “Patent ve marka gibi birbirinden farklı iki ayrı konunun karıştırıldığını görüyoruz. Bu kapsamda farkındalık çalışmalarına ağırlık verilmeli” şeklinde konuştu

“Marka başvuruları yüzde 23,5 arttı”
Türk Patent ve Marka Kurumu’nun marka başvurularında 2020 yılının ilk sekiz ayına ait verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akbulut, “Marka başvuru sayılarını ele aldığımızda rakamlarda geçen yılın aynı dönemine göre yükselişe geçildiğini görmek mümkün. Bu kapsamda 2020 yılında marka başvuru sayıları 2019 yılına oranla yüzde 23,5 oranında artış göstererek 99 bin 800 adete ulaştı. En çok marka başvurusu gerçekleştiren beş ilimiz arasında, 2019 yılındaki sıralama değişmeyerek; ilk sırada 40 bin 628 başvuru sayısı ile İstanbul yer alırken, ikinci sırada 7 bin 209 marka başvuru sayısı ile Ankara yer aldı. En çok marka başvurusu yapan üçüncü ilimiz ise 5 bin 580 başvuru sayısı ile İzmir olurken, 4 bin 046 başvuru sayısı ile Bursa dördüncü sırada yer buldu. Bursa’yı ise 2 bin 889 marka başvuru sayısı ile Antalya takip etti” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir