Tasarrufa Dayalı Finans Sistemi'ne yasal düzenleme geliyor

Tasarrufa Dayalı Finans Sistemi’ne yasal düzenleme geliyor

Daha çok ev ya da otomobil sahibi olmak isteyen ancak faiz fikrine olumlu bakmayan ya da bankacılık sisteminde kredi alması mümkün olmayan kişilerin ev ya da otomobil almasını kolaylaştırmak üzere oluşturulan Tasarrufa Dayalı Faizsiz Finans Sistemi gün geçtikçe yayılmaya devam ediyor. Bankacılık dışı alternatif finans yöntemlerinden biri olan Tasarrufa Dayalı Faizsiz Finans Sistemi kuruluşlarının düzenleme ve denetim kapsamına alınması için yasal düzenleme geliyor. Konut, otomobil sahibi olma hayali kuran bireylerin tasarrufta bulunarak ev ya da araç sahibi olmalarına olanak sağlayan bu sistemin herhangi bir otoritenin denetimine tabi olmaması vatandaşlarda endişeye neden olurken, sisteme karşı bir güvensizlik oluşturuyor. BBDK bu kurum ve kuruluşları hem müşteri hem de finans sektörü açısından riskli olarak değerlendiriyor. Yapılacak düzenleme ile sistemin BDDK tarafından denetlenmesi ve her iki tarafın haklarının korunması hedefleniyor.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cem Korkut, sistemin yasal düzenleme ile denetlenmesinin önemine vurgu yaptı. Sistem üzerine uzun yıllar çalışmalar yapan Korkut, sistemin çatısı altında çalışanların mağduriyet yaşadığına dikkat çekerek, “Belli bir hazır müşterisi yok, çalışanın üzerine çok fazla sorumluluk yükleniyor. Maaşlarımızı bankadan alıyoruz bizler ama bu şirketle böyle bir zorunluluğa sahip değiller. Çalışanların çabalarına bağlı bu şirketlerin müşteri kazanması. 60 kişilik bir havuzla 22’nci ayda teslimat güvencesi veren firmalar var. Bu sürdürülebilir değil. Herkese 22’nci ayda teslimat garantisi verdiği için sonrasında problemler yaşanabiliyor” dedi.

“Noter ve diğer ipotek masraflarında tasarrufa dayalı finans kuruluşlarında daha fazla bir maliyet yansıyor”

Doç. Dr. Korkut, sistemin yasal düzenleme ile denetlenmesinin önemine vurgu yaptı. Sistem üzerine uzun yıllar çalışmalar yapan ve sistemin altın günü mantığında bir işleyişe sahip olduğunu ifade eden Korkut, “Daha çok orta ve alt gelir grubuna hitap ediyor. Daha düşük maliyetlerle borçlanıyorlar. Bu şirketler sadece organizasyon bedeli alıyorlar, bu oran yüzde 5 ile yüzde 10 arasında değişen bir miktarda. 200 bin liralık bir havuza girecekseniz, yaklaşık 20 bin ile 10 bin arasında bir organizasyon bedeli oluşuyor, toplam maliyet size 210 bin ile 220 bin arasında değişiyor. Banka vasıtasıyla 4 ya da 5 yıllık bu firmalara benzer şekilde borçlandığınızda 300 bine yakın bir maliyet oluşuyor. Bu ciddi bir maliyet avantajı vatandaşlar için. Diğer bankaların sağladığı vergi avantajları bu firmalarda maalesef yok, bu dezavantajı. Noter ve diğer ipotek masraflarında tasarrufa dayalı finans kuruluşlarında daha fazla bir maliyet yansıyor. Vergi düzenlemesi ile beraber bu avantajlardan bu firmaların da faydalanmasını öngörüyoruz” şeklinde konuştu.

 

Daha Fazla İçerik
Pandemi sürecinde çağrı merkezleri çalışanları arayıp hal hatır sordu
Pandemi sürecinde çağrı merkezleri çalışanları arayıp hal hatır sordu